MEVKİ GÖMLEĞİ
Mevki gömleğine güvenme, kanma
Hoyratça çıkarıp, soyarlar bir gün
Kirlenen gömleğin yıkarlar sanma
Gömleksiz ortada koyarlar bir gün.
Gerçek dostlarına yüzün çevirme
Kıymet bilenleri yere devirme
Gömleğine güvenerek gerinme
Tutunacak bir dal ararsın bir gün.
Bu gömlek üstünde ebedi sanma
Önünde eğilenlerden de haz alma
Yalakalardan da sakın feyz alma
Gömleksiz ortada donarsın bir gün.
Gün gelir eski bir dostu anarsın
Yalnızlığı dost yerine sararsın
Nafile geçmişine ağlar yanarsın
Tutunacak bir sal ararsın bir gün
Mevki ye tapanlar döner arkasın
Görmesin diye de diker yakasın
Yanına gidersen atar cakasın
Gömleksiz ortada oynarsın bir gün.
Farah derki söyleyecek sözüm çok
Yok, vallahi gömleğinde gözüm yok
Bende şükür, itibar ve izzet çok
Sen gömleksiz üşün diye korkarım.
Geleceğin düşün diye coşarım.
GÜNÜN SÖNDÜĞÜ YERDE
Günün solduğu yerde
Karşımda duruyordu
Bahar geçti yaz geçti
Nerde kaldın diyordu
Hasretle bakıyordu
Hüzünlüydü gözleri
Duruşu yakıyordu
Düş değildi közleri
Dudakları yanakta
Islak bir iz bıraktı
Yüreğim duracaktı
Tende bir giz bıraktı
Umutlarla yoğrulu
Duygulardan utandım
Ayrılık acısını
Kirpiğimde sakladım
Günün söndüğü yerde
Karşımda duruyordu
Gözleri gözlerime
Çok özledim diyordu
Hasretle şakıyordu
Hüzünlüydü dilleri
Gönül’e akıyordu
Düş değildi sözleri.
Elleri ellerimde
Bir sıcaklık yarattı
Yığılıp kalacaktım
Bir yanık ten bıraktı
Veda şarkısı dilde
Kızgın sahraya döndüm
Alevlenen gönlümü
Gözyaşımla söndürdüm
BİR RÜYA SANDIM
Bir rüya sandım dün sabaha karşı
Ağladım, dövündüm, gün bana karşı
Haykırdım nefesim yetmedi arşa
Düşmanın bombası kastetti cana
Üç yaşında şehit verdim vatana
Düş değil, gerçekmiş ciğerim yanan
Düşman değil katil toprağa koyan
Gözleri nadide inci tanesi
Saçları savrulan ipek haresi
Tatlıydı dilleri bülbül nağmesi
Doymadım yüzüne güldü Aleyna
Doymadım gözüne nurdu Aleyna
Düş değil, gerçekmiş ciğerim yanan
Düşman değil katil toprağa koyan
Bu defa savrulan saçın değildi
Gözlerin karaydı inci değildi
Ellerin avcumda canlı değildi
Katiller sinsice vurdu Aleyna
Doymadım eline bebek Aleyna
Düş değil, gerçekmiş ciğerim yanan
Düşman değil katil toprağa koyan
Gözleri nadide inci tanesi
Saçları savrulan ipek haresi
Tatlıydı dilleri bülbül nağmesi
Doymadım yüzüne güldü Aleyna
Doymadım gözüne nurdu Aleyna
Düş değil, gerçekmiş ciğerim yanan
Düşman değil katil toprağa koyan
BADISABA
Özlemlerim yüreğimde demlendi
Şiirlerde şarkılarda söylendi
Deli gönül yosmalarla eylendi
Badısaba yüze vurdu neyleyim.
İki yolun arasında düş oldum
Nağme çalmaz, kırık saza eş oldum
Sonbahar da geldi geçti kış oldum
Badısaba yüze vurdu neyleyim.
Özlemlerim şaha kalktı dinlendi
Ay buluta, güneş dağa gizlendi
Deli gönül, ayrılıkla sözlendi
Badısaba göze vurdu neyleyim.
DUR DEMEK LAZIM
Bir yerlerden ses geliyor
Çatlak, boğuk ve kasvetli
Dur demek lazım diyor,
Dur demek lazım.
Mahzun, gamlı ve yürek ezici
Yazık diyor memleketimize,
Memleketimize.
Kimseler duymuyor.
Bir yerlerden ses geliyor
Kızgın, şaşkın ve perişan,
Haykırmak lazım diyor,
Haykırmak lazım.
Kimseler ses vermiyor.
Güneş açıyor, kar yağıyor
Karları, rüzgâr savuruyor.
Bir şeyler lazım diyor,
Bir şeyler lazım.
İNSANINI KAYBEDEN ÜLKE
Bu bir masalmış
Ki orada bir varmış
Bir de yokmuş varmış.
Tüm Masallar gibi,
Göklerde kurdukları,
Tahtlarda padişahlar yaşarmış.
Masalmış ya, olurmuş.
İçinde en olmayacak olanlar yaşarmış.
Orada bir masal varmış uzakta
Eyvah! O masal insanlığın masalıymış.
Bir varmış bir yokmuş
Hem varmış hem yokmuş
Ne varmış ne yokmuş
Kim varmış kim yokmuş
Evvel zaman içinde
İnsanı olan ülkeler varmış.
İnsansız ülke yokmuş.
Bu bir masalmış
Ki orada bir varmış,
Gel olmuş git olmuş
Gelgit olmuş
Git gel olmuş
Masallar diyarının kapısı açılmış
Sonuna dek.
Ve yutuvermiş insanları
Sonsuza dek.
Masalmış ya, olurmuş.
İçinde en olmayacak, olacaklar yaşarmış.
Orda bir masal varmış uzakta
O masal bizim masalımızmış.
Su uyur masallar uyumazmış.
Kara bulutlar çoğalmış
Damlar, Kurumlar, kurumlarla bağlanmış
Meslekler balçıkla sıvanmış.
Güneş bir varmış bir yokmuş oluvermiş
Ağaçlar sararmış, solmuş,
Çağlayanlar kurumuş,
Pınarların suları çekilmiş,
Denizler bir var, bir de yok olmuş
Yağmurlar dinmiş.
Topraklar kavrulmuş.
Güneşini kaybeden ülke,
İnsanını da kaybetmiş.
Olur ya.
Ki orada bir varmış,
Bir de yokmuş varmış.
Fareler çıkmış kaybolan günün yüzüne,
Korkusuzca, gün yok,
Bir tek mum yakan kalmadı,
Çıkın meydan-e diyerek
Aklanmış, paklanmış,
Çıkmışlar,
Çıktıkça çoğalmış,
Çoğaldıkça çıkmışlar.
Toprakların altından
Balçıkların içinden
Lağım çukurlarından.
Ki orada bir masal varmış
Masalda bir varmış.
Ne yazık ki bir de yokmuş.
İnsanlar masal diyarında uykuya dalmış
Esvaplar, insansız kalakalmış.
Ve Kitaplardan harfler buharlaşmış,
Kaybolmuş bulutların karanlığında.
Kelimeler yalnız
Kifayetsiz darmadağın gökyüzüne savrulmuş
Kara kazanlar kaynamış fokur, fokur.
Notalarsa sessizlik diyarına sürgün,
Makamlar Öksüz kalmış.
Bir ülke, insanını
Arayamaya
Koyulmuş
Sessiz,
Çaresiz!
Bu bir masalmış
Ki orada bir varmış,
Bir de yokmuş varmış.
Güneşini kaybeden ülke,
İnsanlığını da kaybetmiş.
Masal ya olurmuş.
BİR SONBAHAR AKŞAMI
Ben seni bir sonbahar akşamı görmüştüm
Sen beni fark edince göz süzüp gülmüştün
Ben senin resmini gözlerime işleyip
İşte o gün, bugün hayalimle örmüştüm.
Yine geldi sonbahar, akşamlar ufukta
Bak güneş semada yıldızlarla uykuda
Akşam suskun ve ay ölgün, akşam hüzünlü
Birkaç yıldız suda saklanmışlar kuytuda
Ömür geldi geçti gönül aynı tutkuda.
ARTIK AŞK YOK
Artık aşk yok kalbim yorgun
Bu aralar izinliyim.
Bakma sakın gözlerime
Dinleniyor huzurluyum.
Kalbim kırık konuşamam
Yine sana inanamam
Bakma sakın gözlerime
Dinleniyor huzurluyum.
Eski şevk yok gönlüm durgun
Dönmem inan yeminliyim
Bakma sakın gözlerime
Dinleniyor huzurluyum.
GÖZLERMDE HÜZÜN VAR
Gözlerimde hüzün var
Gelip ah silebilsen
Çağırmıyorsun artık
Ne perişanım bilsen.
Hiç umut yok yarına
Gönül küskün bahtına
Ömrüm yetmez ahtıma
Ne perişanım bilsen.
Aynaya yaz ismimi
Unutturma sesini
Görseydim tek resmini
Ne perişanım bilsen.
Nevin Taşkesen&Ferah Çetin
DUR GİTME
Dur gitme dinle bir kez
Özde takat kalmadı
Gün doğdu çiy ağladı
Sende yürek yanmadı
Kıymetim bilmedin ya
Halimi görmedin ya
Çağırdım duymadın ya
Gecede çok ayaz var
Gündüzü karlı dağlar
Gelmedin üşüdüm yar.
Dur gitme kal bu akşam
Tende izin kalmadı
Gök sustu çöl ağladı
Toprak suya kanmadı.
KARLI DAĞ
Karlı dağa derdim yansam
Gözyaşını salıverir
Gözyaşının tuzu yaksa
Arşa çıkar yağıverir.
Mızrap elde sazlar küsmüş
Nağme dilde hazlar küsmüş
Boşa geçen yıllar küsmüş
Vuslata yol bulamadım.
Karlı dağda çiçek olsam
Yaprağımı sarıverir
Toprağına köküm salsam
Kucak açar alıverir.
AŞK VURGUNU
Aşk vurgunu tende izin
Var mı diye dönüp bakma
Kirpikte yaş gözde hüzün
Senden ne varsa bırakma.
Sorma sakın izlerimi
Anlatmaya dilim dönmez
Sararan papatyaların
Kuruyan mor zambakların
Kavrulan yaban kırların
Yağmur yağsa közü sönmez.
Aşk yorgunu kalpte gizin
Gurbet olsa bile yüzün
Rüzgâr diner, kış da geçer
Senden ne varsa bırakma.
AFFET
Uzak tutma beni senden
Bıktım yalnız gecelerden
Her sabah gülde şebnemden
Hüzün çöktü gülemedim.
Gözlerinde nem var neden?
Bakışın elemli neden?
Sözlerim olmalı neden.
Yoksa sitem eder miydin?
Üzdüysem affet, affet ah!
İncitmeyi istemedim.
Affet, affet, affet, affet,
Affet kırdım istemeden.
Bırak kırma kadehleri,
Ömür geçer mi gülmeden,
Ömür geçer mi sevmeden.
Tuzak kurdu yıllar bize
Ne olur gel diyemedim
Hicran oku Gülşenlerden
Değdi kalbe bilemedim.
BİR RÜYA GÖRDÜM
Bir rüya gördüm bilsen
Bülbül gül ve senle ben
Gökte yıldızlardan desen
Cennette bir köşkteydik.
Sevda şarkılarını
Ezberledik gizlice
Salıncakta sallandık
Gün doğdu üstümüze
Dudaktan kalbe giden
İz oldu gece bize.
Bir rüya ki orda sen
Yıldızlar indi gökten.
Sanki rüya değildi.
Masal ülkesindeydik.
SONBAHARIN HÜZNÜ
Sonbaharın hüznüdür
Çiseleyen yağmurlar
Bırak ıslansın saçlar
Tende kalsın damlalar.
Çal, çal, çal şarkımızı
Çal söyle aşkımızı
Mutluluk çağrımızı
Ey! Bahtımın yıldızı
Rüyalarımın kızı
Kışın sonu ilkbahar
İlkbaharda aşk coşar
Hangi ruh sende yanar
Benim yandığım kadar.
TERENENNİM TERENAM
Bakışı çok işveli
Gülüşü çiftetelli
Duruşu kıvrak belli
Terenennim terenam.
Saçlarını savurdu
Bir oynadı bir durdu
Yüreğimi kavurdu
Terenennim terenam
Sağa döndü oynadı
Sola döndü kaynadı
Oynamaya doymadı
Terenennim terenam.
GÖNLÜM BİTMEZ HÜZÜNLERDE
Gönlüm bitmez hüzünlerde
Başım önde gözüm yerde
Sözlerime kara perde
İnseydi de gitmeseydin.
Gözlerimde bitmeyen nem
Kirpiğimden düşer şebnem
Gece gündüz her vakit dem
İçer oldum gitmeseydin.
Hicran ateşiyle yansam
Kahve olsam da kavrulsam
Dil yarası kızgın kormuş
Lal olsam da gitmeseydin
Nağme çalmaz kırık sazım
Sensiz yazmış yazan yazım.
Kalmasa da tek bir sözün
Toprak olsam gitmeseydin.
İKİ ŞEHİR ARASI
İki şehrin arasında yoruldum
İçim yandı köy çeşmesinde durdum.
Gümüş tası soğuk suyla doldurdum
O ceylanı o an gördüm vuruldum.
Ellerinde kına gözler sürmeli
Bakışında edası var işveli
Saçı kumral ipek hare, görmeli
Kömür gözü canlar yakan, Dilruba.
İki şehrin arasında lal oldum.
İçim yandı soğuk suyla kavruldum.
İçtiğim su değil sanki şerbetti
O ceylanı o an gördüm vuruldum.
GÖNÜL DOSTU
Gönül dostu udu aldım elime
Acı, acı vurdum udun teline
Gurbet elde düştüm tabip eline
Olmaz olsun bu dert beni bitirdi
Düz yolları yamaçlarda yitirdi.
Kara kışın dolusuyla vuruldum
İlkbahara doğru koştum yoruldum
Ne yazık ki bir tabibe kul oldum
Olmaz olsun bu dert beni bitirdi
Düz yolları yamaçlarda yitirdi.
DÖNMEDİ YAR
O ağacın altında
Aşkımıza ağladım
Yıldızların şavkında
Ayrılıkla dağlandım.
Güneş doğsa ısıtmaz
Yağmur yağsa ıslatmaz
Lodos esse üşütmez
Ayrılık çekilmez
Yar nerde bilinmez.
İşte geldi sonbahar
Ayrılıklar can yakar
Gönüllerde hasret var
Gitti de dönmedi yar.
BAĞ KONAĞI
Safranbolu da bağda konak varmış
Konağın içinde havuzlu oda
Seniha raks edermiş havuz başında.
Konakta şen şakrak şarkı söylermiş
Elinde kasnağı nakış işlermiş
Zarafeti dillere destan kalmış,
Safranbolu da bağda konak varmış
Konağın içinde aynalı oda
Dört duvar pencere ve dantel perde.
Ki hala duruyor ilk günkü yerde.
Safranbolu da bağda konak varmış
Havuzuna pınarın suyu akarmış
İkramı izzet-i burada yaparmış
Konakta salınıp gerdan kırarmış.
Yaşanmış bir ömür masalsı sevda
Başı dik, bakışı mağrur Seniha
Konağın içinde bir de ocaklı oda
Seniha uyurmuş bey kucağında
Bağ konağında bir Seniha varmış.
Dört duvar pencere ve dantel perde
Ki hala duruyor yerli yerinde.
DOĞMADI GÜNEŞ
Gece gönlümü dağladı
Dilim geceye ağladı
Mızrap elde ud çağladı
Doğmadı güneş doğmadı.
Yine sabah olmadı can
Ömür çilem dolmadı can
Gayrı gücüm kalmadı can
Bahar geçti gelmedi can
Tenim küstü gülmedi can
Ay karanlık bilmedi can.
Gece gündüze uymadı
Derdim yüreğe sığmadı
Yürek sustu, göz ağladı
Doğmadı güneş doğmadı.
SAFALAR GETİRDİNİZ, SAFA GELDİNİZ DOSTLAR
BESTELERİM
Hakkımda
- FERAH ÇETİN
- ANKARA, İÇANADOLU, Türkiye
- Udi, bestekar ve şairim. TRT'de bestelerim bulunmakta olup, bazı eserlerim de TRT ses sanatçıları tarafından okunmaktadır. Bestekar Turhan Taşan'ın hazırladığı, Dost kitabevi tarafından 2000 yılında piyasaya çıkarılan Kadın besteciler antolojisinde yer almaktayım. Kasdav 2003 Beste yarışmasında ilk ona giren 'Ne gecem belli artık, bak ne de bir gündüzüm' adlı bestemle mansiyon ödüle, Adana Altın Koza Beste yarışmasında "Bana bir gül vermiştin ya" isimli bestemle de mansiyon ödüle layık görüldüm. "Kırık Marpuç" isimli ilk şiir kitabım çıktı. "Ms"(Multiple Sekleroz) hastası olmama rağmen, Ms ataklarının kalıcı bir hasar bırakmaması nedeniyle iyi durumda olduğumdan dolayı, benim kadar şanslı olmayan arkadaşlarıma destek olmak amacıyla, kitap tanıtım kokteylini, 3 Aralık 2007' deengelliler yararına düzenleyerek kitap gelirini "Kamu engellileri yardım ve dayanışma" derneğine katkıda bulunmak istedim... Sanat'ın ve Edebiyat'ın bir bütün olduğunu düşünüyor. Ve bu alanda kendimi sürekli yenilemeye ve geliştirmeye çalışıyorum. Mesam ve İlesam üyesiyim.
30 Mayıs 2009 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder